20 Ocak 2011 Perşembe

moda'nın nur yüzlü bir dervişi var, bilenler bilir. eski fauna'nın sokağında hep o civarlardadır. orda bir duvar yazısı vardır 'polis uslu dur' diye. bildin mi? hah işte hep o yazının altında oturur.
bir gün geçerken sigara istedi benden, severim sokakta sigara içmeyi, verdim.
bak kızım dedi, biz dervişlerin duaları kabul olur, çok mutlu olasın sen dedi. o kadar mutlu olasın ki mutlu olmaktan sıkılasın.. böyle dedi işte.
karşılaştıkça selamlaşıyoruz. arada sigaralaşıyoruz. yüzüne utançla bakıyor gibiyim. yok hala olamadım mutlu ben, der gibi böyle düşünür gibiyim.

13 Ocak 2011 Perşembe

iş görüşmesi

dün bir iş görüşmesine gittim. büyük dersane zincirimizin yeni butik dersanesi için psikolog istiyoruz dedi. çocuklar mutlu olsun diye istiyoruz da dedi. dedim ne güzel patron ama insan işte.
ama ekledim 'psikologlar insanlar mutlu olsun diye yoktur'.
o da ekledi 'biz psikolog istiyoruz çünkü çocuklar mutlu olsun ki ders çalışmalarının önündeki tüm engeller kalksın'.
diyemedim ki 'ders çalışmasalar olmaz mı? hep yarışmasalar olmaz mı? hepimize mutlu olalım diye bu kadar baskı yapmasanız olmaz mı? acı yerinde ağır, evet, ama yerinde güzel de, olmaz mı?'
şartlarda anlaşamadık, çıktım.

10 Ocak 2011 Pazartesi

ötenazi

Devlet büyüklerine mektup yazma geleneği olan bir ailede büyüdüm ben. Annem sık sık birilerine mektup yazardı ben küçükken, ben daha yokken de yazarmış. Cevaplarını da saklardı, gururla gösterirdi Çelik Gülersoy'la yazışmalarını. Çalışmalarını takdir ettiğini lakin bir de hani şu bilmemne sokağında bilmemne camiinin yanında bulunan harika-köhne köşk de restorasyondan geçse, halka açılsa ne harika olurdu. Öelik Gülersoy da annemin bu duyarlılığını takdir ederdi. Haklısınız mirim ama işte lakin bakın ben size faaliyetlerimizin kataloğunu gönderiyim şimdilik bunlar var elimizde derdi.
Babam da sık sık yazardı birilerine. Ben onlu yaşlarımın girişindeydim evde hakim bi konu vardı. Babam artık şu ötenazninin yasallaşmasını istiyordu. 8 yıldır kanserdi. Devlet erkanına mektuplar yazıyordu, annem Çelik Gülersoy'u takdir ederken. Babam diyordu ki devlet büyüklerine, siz hele bi şu ötenaziyi yasallaştırın ilk nefer olarak ben ölmezsem şerefsizim. Babam bunları yazarken annem ağlıyordu, ben ötenazinin ne olduğunu edebiyat öğretmeni olan anneme-babama soruyordum. Onlar aç sözlüğe bak, gazeteden 40 kupona aldık, meydan larus kütüpanede duruyor, hazırcı olma diyordu.
Babam böyle bi vasiyette bulunmadıydı ama abim yine de vefalı davrandı, babam öldükten 4 yıl sonra intihar etti. Ne de olsa intihar ötenazinin ğvey kardeşi sayılır dedim geçtim, geçti.
Ama bügünlerde sık sık düşünür oldum, intihar etme özgürlüğü elinden alınan insanları. kimisi bakmakla yükümlü olduğu çocuğu için, kimisi cennetten kovulurum diye, kimisi de siz bilmezsiniz ama yazılmamış bir kural vardır aynı eve iki intihar fazla diye.
O değil de sahi şu ötenazi ne oldu, yasalaştı mı sınıriçinde?

3 Ocak 2011 Pazartesi

gel yanıma, gir koluma, salla salla vur duvara..
diye bi oyunumuz vardı küçükkene. ben hep size fesat olun diyorum ama birisi bize fettan olun diyormuş belli ki. gel yanıma, gir koluma diye adamı çağırıp sallayıp sallayıp duvara çalmak nedir allasen?